Salı, Mayıs 30, 2006

Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.
Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.
Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!...
Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi...
Orhan VELİ
Cumartesi, Mart 25, 2006
"Anlaşılmaz cümleler kurup, -de ve -da ları dahi anlamında ise kelimelerden koparıp, canımın istediği yerlerde noktalama işaretlerini cömertçe dağıtabilir, her noktadan sonra inatla küçük harfle başlayabilirim. kelimelerin suretlerinin ardındaki anlamlarının ağırlığı ile durduğum yerlerde cümlemi ... (üç nokta) ile bitirebilirim. canım sıkılırsa .. (iki nokta) koyarım, kimilerini çok rahatsız etse bile.. devrik cümlelerimin içinde kurallara uygun bir cümle kurdukdan sonra ise gururla . (nokta) yı tam isabet vurabilirim kağıdıma. sorularım can sıkıcı olmalı ve ? (soru işareti) nin arkasına saklanıp, cevaplara karşı gözlerimi kapatıp susabilirim. bitmek bilmeyen cümlelerimi , (virgül) ler ile bir sıraya sokup, - - (kesikli çizgi) arasında istediğim gibi, kocaman gözlerimi kapatıp, çığlık atabilirim. diğer noktalama işaretleri sırasını bekler, durur...
Ve soğuk bir kış günü ; (noktalı virgül) olup, : (iki nokta üstüste) ye aşık olabilirim.
Bırakın tüm cümleler anlamsız kalsın şimdi..."
;/charlie brown

